ARA

şafi ilmihal fıkıh riba faiz Riba-yı  Fadl Riba-yı Nesa

Riba'nın Çeşitleri ve Hükümleri

26.02.2013 | 451 kez okundu
Fakihler bir muamelenin ribalı olup olmadığına karar verirken önce sözü geçen ribalı malların birbirleriyle değiş-tokuş edilmesine, bu malların birinin diğerinden fazla olup olmadığına ve zaman tayin edilip edilmediğine bakarlar ve riba'yı çeşitlere ayırırlar:

1.Riba-yı  Fadl

Riba-yı Fadl değiştirilen malların birinin diğerinden fazla olmasıdır. Meselâ 1 müdd buğdayı 2 müdd buğdayla değiştirmek veya 100 gram al­tını 110 gramla değiştirmek riba-yı fadl'dır. Bu çeşitte, riba'nın mânâsı artıştır ve bu açıkça görülmektedir. Bu tür muamele hem haram, hem de yasaktır. Hz. Peygamber şöyle, buyurmuştur:

Altını altın ile satmayınız, ancak bunlardan bazısını bazısına ziyade etmeyerek misli misline (eşit şekilde) satış yapınız. Gümüşü gümüşle satmayınız, ancak bunlardan bazısını bazısına ziyade etmeyerek misli misline (eşit şekilde) satış yapınız.[2]

Altınla altın, gümüşle gümüş, buğdayla buğday, arpa ile arpa, hur­mayla hurma, tuz ile tuz, misli misline ve elden ele (mübadele edil­mesi caiz)dir. Her kim artırır yahut fazla almak isterse, muhakkak riba yapmış olur. Bunda alan ve veren müsavidir.[3]

Burada mallardan birinin daha kaliteli diğerinin de daha kalitesiz ol­ması veya değiştirilen altının birinin işlenmiş diğerinin işlenmemiş olması hükmü değiştirmez. Çünkü Hz. Peygamber, değiştirilen malların birinin diğerinden fazla olmasını yasaklamıştır.

Ebu Said el-Hudrî şöyle rivayet ediyor: "Bilâl en iyi cinsten bir miktar hurma getirdi. Rasûiuliah (s.a) ona şöyle dedi:

- - Bu hurma nereden?

-  Bizde adi hurma vardı, Peygamber'in yemesi  için  işte bu  adi  hurmalardan iki sa' vererek karşılığında bir sa iyi hurma aldım.

-  Eyvah, eyvah! Bu, riba'nın ta kendisidir. Sakın böyle yapma. Lakin iyi cins hurma almak istediğin zaman önce adi hurmayı para ile sat, sonra eline geçen ile iyi cins hurma satın al".[4]

İşlenmiş altınla işlenmemiş altın arasındaki değiş-tokuş da aynen böyledir; yani işlenmiş altınla işlenmemiş altın birbirleriyle değiştirilirse, tartıları eşit olmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber 'Gümüşü gümüşle değiştir­meyin. Meğer ki misli misline olsun' buyurmuştur. Hadîsin lafzı mutlaktır, yani işlenmiş ve işlenmemiş gümüşü de kapsar. Bu nedenle değiş-tokuş yapılan gümüş veya altın -ister işlenmiş, ister işlenmemiş olsun- aynı mik­tarda olmalıdır. Değiş-tokuş edilen gümüşlerden biri diğerinden daha ağır olursa bu ribalı muamele olur. Eğer kişi işlenmiş gümüş almak istiyorsa para ile almalıdır.

2. Riba-yı Nesa

Riba-yı Nesa riba cereyan eden bir malı diğer bir malla bir müddet sonra vermek şartıyla değiştirmektir. Burada iki malın cinsinin aynı olup olmaması, birinin diğerinden fazla olup olmaması meseleyi değiştirmez. Meselâ bir avuç buğdayı bir avuç buğdayla veya bir avuç arpayı.iki avuç arpayla iki ay sonra vermek üzere değiştirmek riba-yı nesa, yani gecik­meli ribadır; yani bir taraf peşin veriyor, öteki taraf iki ay sonra verecek veya 10 gram altını 10 gram altınla veya 10 gram gümüşü 20 gram gü -müşle falan gün veya bir gün sonra veya iki saat sonra vermek üzere de­ğiştirmek de aynı şekilde riba-yı nesa'dır. Bu tür muameleler haram ve yasaktır, çünkü bu muamelede riba'nın mânâsı hakiki olarak mevcuttur, zahiri görünmemesi durumu değiştirmez. Çünkü peşin olması borca kal­masından üstündür. Burada bedellerin birinde artış sözkonusudur, her iki mal da peşin olursa artış bertaraf edilir. Hz. Peygamber şöyle buyur­muştur:

Sakın hazır olanı gaip olanla değiştirmeyin.

Yani hazırda olan bir malı peşin vererek iki ay sonra verilecek bir malla değiştirmeyin. Ayrıca Hz. Peygamber'in 'Ancak misli misliyle ve el­den ele olmak şartıyla değiştirin' buyurduğu da varid olmuştur. Fakat malların cinsleri değişik olursa istenildiği gibi değiştirilebilir. Meselâ 100 kg. altın verip 1000 ton gümüş, 1000 ton buğday verip 10.000 ton arpa alınabilir, ancak malların hazır olması ve peşin olarak verilmeleri şarttır.

3.  Riba-yı Yed
Riba-yı Yed riba cereyan eden iki malın değiş-tokuş edilip birinin veya her ikisinin akid meclisinden ayrıldıktan sonra teslim edilmesidir. Zira yukarıda zikredilen hadîs, malların akid yapılan mecliste teslim edil­mesinin vacib olduğuna delâlet etmektedir.

Aynı Cins Sayılan ve Aynı Cins Sayılmayan Maddeler
Fakihler aynı cins sayılan ve aynı cins sayılmayan maddelerin bilin­mesi hususunda şu kaideyi koymuşlardır: Aynı hilkat ve isimde olan şey­ler tek cins, ayrı hilkat ve isimde olan şeyler ayrı cinstir.

İsm-i has'tan maksat, birşeyi ortak isimde olan diğer şeylerden ayıran isimdir. Meselâ hurma, ism-i has'tır ve diğer meyve çeşitlerinden bu isimle ayrılır.

Hilkat'tan maksat ise üzerinde yaratıldığı şekildir. Burada isim yeterli sayılmaz. Altın bütün çeşitleriyle tek cinstir, gümüş de böyledir. Hurma, üzüm, buğday, arpa bütün çeşitleriyle birer cinstirler. Yaşı ve kurusu olan -yaş ve kuru üzüm, yaş ve kuru hurma gibi- her madde yaşı ve kurusuyla birlikte tek cinstir. Bir asılda birleşen maddeler de asıllanyla Deraber tek cinstir. Bu bakımdan buğday, buğday unu ve bulgur aynı cinstir. Hayvanların etleri ayrı cinstirler; koyun ve keçi bir cins, sığır ve manda bir cins, develer de bir cinstir. Etin kırmızı veya beyaz olması ; arasında fark yoktur, onlar tek cins sayılır. Tek cins sayılan hayvanların etiyle beraber bulunan yağ; kemer, göğüs ve sırt yağlan tek cinstir. Karındaki yağ ve oturaklar da ayrı birer cinstir. Onlar hem. yağ, hem de et cinsinden ayrı bir cinstir. Devenin hörgücü, ciğeri, dalağı ve diğer organları da değişik cinslerdir. Cinsleri muhtelif olan asılların dallan da asılları gibi değişik cinstirler. Bu bakımdan buğdayın unu ayrı bir cins, arpanın  unu  ayrı  bir cinstir. Üzümden  yapılan sirke ayrı  bir  cins, hurmadan yapılan sirke de ayrı bir cinstir. Yağlar d;a  böyledir; yemek veya ilaç için kullanılan yağlar da asılları gibi değişik cinstirler. Sütler de değişik cinstirler; koyun ve keçi sütü tek cinstir. Sığır ve manda sütü de tek cinstir. Devenin sütü de tek cinstir. Kuşların yumurtaları da asıllarına göre değişik cins sayılırlar.

Aralarında  Riba  Cereyan  Eden  Malların  Birbirleriyle Değiş-Tokuşunun  Sahih  Olmasının  Şartları
 
İnsanlar genellikle aralarında riba cereyan eden mallarla değiş-tokuş yapmazlar, o mallan diğer cinslerle değiştirirler. İslâm şeriatı da sıkıntı ve zorlukları kaldırarak kolaylık getirmiştir.

Allah size kolaylığı diler ve size zorluk dilemez. (Bakara/185)

O size dinde güçlük kılmadı. (Hac/78)

Allah Teala birtakım şartlar dahilinde bu mallarla alışveriş yapmayı onları bırbır erinin bedeli olarak alıp-vermeyi meşru kılmıştır. Şartlar dahi­linde o mallarla alışveriş yapmak sahih olur, zira o şartlar yapılan mua -meleyı riba olmaktan çıkarmaktadır. Riba ise akid yapan kişileri günaha sokmakladır. Bu şartlan riba'mn illet ve çeşitlerinden bahsederken söz aralarında zikretmiştik, burada onları toplu olarak sıralamak istiyoruz-

1.  Aynı mecliste olmalıdır.

Aralarında riba cereyan eden mallar kendi cinsiyle değiştirilirse, -meselâ buğday buğdayla, şeker şekerle, altın altınla- bu muamelenin riba olmaması için şu şartların bulunması gerekir:

a. Değiştirilen iki mâl eşit olmalıdır.

Eğer biri bir ölçekse diğeri de bir ölçek, biri 1 müdd ise diğeri de 1 miidd, biri 1 litre ise diğeri de 1 litre olmalıdır. Eğer onlar tartılan mallar­dan ise ikisi de aynı kilo da olmalıdır. Sayılan mallardan ise ikisi de aynı sayıda olmalıdır.

b.  Değiştirilen mallar aynı mecliste taraflara teslim edilmelidir.

Eğer meclisten ayrıldıktan hemen sonra teslim edilse, bu ribalı bir muamele olur. Yukarıda zikredilen hadîslerde malların misli misline ol­ması gerektiği belirtilmiştir. Bu hadîsler, misli misline değiştirilmeyen aynı cins malların ribalı muamele hükmünde olduğuna delâlet eder. Yine zik­redilen hadîslerde belirtilen elden ele veriniz ibaresinden, malların aynı mecliste peşin olarak verilmesi durumunda akdin sahih olacağı anlaşıl­maktadır.

2.  Değiştirilen malların cinsinin ayrı, illetinin aynı olması gerekir.

Aralarında riba cereyan eden ve ayrı cinslerden olmakla beraber il­letleri aynı olan iki malın değiştirilmesinin riba olmaması için şu şartların bulunması gerekir:

a.  Akid derhal olmalıdır.

b.  Mallar akid meclisinde teslim edilmelidir.


Burada malların misli misline olması şart değildir; yani bir avuç buğ­day iki avuç arpa ile, 1 gram altın, 5 gram gümüşle değiştirilebilir. Ubade b. Samit'ten rivayet edilen hadîs buna delâlet etmektedir; yani farklı cinsten olan mallar birbirleriyle -elden ele vermek şartıyla- istenildiği gibi değiş-tokuş yapılabilir; misli misline olması gerekmez.

3.  Değiştirilen malların illetlerinin farklı olması.                        

Ribalı mallarda illetin malların asıllarında değil itibarlarında olduğu­nu belirtmiştik. Aralarında riba cereyan eden aynı cins iki malın illetinin değişik olması mümkün değildir. Ancak malların cinsi değişik -meselâ . biri para diğeri yiyecek- olursa bu mümkün olabilir. Öyleyse değiştirilen malların illetinin farklı olması durumunda alışverişin sahih olması için sözkonusu şartların bulunması zoruniu değildir. Bu bakımdan aynı mecliste teslim edilme şartı bulunmadan bir yığın buğday 10 gram altına satılabilir.

Ebu Hüreyre ve Ebu Said şöyle rivayet etmişlerdir: Rasûlullah (s.a) Ensar'dan Adîyoğullan'nın bir kardeşini Hayber'e vali tayin etti. Sonra bu zat Hayber'den cenib (denilen en iyi cins) hurma ile geldi. Rasûlullah ona şöyle sordu:

-  Hayber'in bütün hurmaları böyle midir?

-  Vallahi hepsi böyle değildir ey Allah'ın Rasûlü! Biz bu iyi hurma­dan 1 sa' alır, karşılığında 2 sa' adi hurma veririz.

-  Böyle yapmayın, lakin misli misline (eşit şekilde) değiştirin. Yahut adi hurmayı para ile satın da onun parası ile bu iyi hurmadan satın alın. Tartılabilen (aynı cins) riba maddeleri hep böyledir-.[5]

Bu hadîs, aynı cinsten olan ve ayrı cinslerden olan malların değiştiri­lebileceğine delâlet etmektedir.

4. Ribalı bir malın ribalı olmayan bir mal ile değiştirilmesi.


Ribalı bir malın, ribalı olmayan bir mal ile değiştirilmesi mutlak şe­kilde helâldir. Aralarında riba cereyan eden malların değiştirilmesi duru­munda riba'dan kurtulmak için bulunması gereken şartların bu muame­lede bulunması gerekmez; yani bu muamelede malların misli misline ol­ması, aynı meciste peşin olarak teslim edilmesi şart değildir, çünkü bu akid, mallardan birinin ribalı olmaması nedeniyle ribalı akid olmaktan çıkmıştır. Bu bakımdan herhangibir yiyeceğin elbise ile değiştirilmesi veya para ile başka bir maddenin değiştirilmesi mutlak şekilde caizdir; bu tür muamelelerde malın birinin diğerinden fazla olması, peşin veya veresiye olması, cinslerinin aynı olması hükmü değiştirmez.

Değiş-Tokuş  Edilen  Mallarda  Denkliğin  Tahakkuku  ve Denkliğe Mani  Olan Durumlar

Aralarında riba cereyan eden malların birinin diğeriyle değiştirilmesi durumunda mallar arasında denklik bulunması gerektiğini ve alışverişin riba muamelesinden çıkıp sahih olması için bulunması gereken şartları belirtmiştik. Şimdi değiştirilen mallar arasındaki denkliğin mahiyetini ve bu denkliğe mani olan hususları izah etmek istiyoruz:

Değiş-Tokuş  Edilen  Mallar  Arasında  Denkliğin  Tahakkuku
Değiştirilen mallar arasında denklik, tartı ve ölçülerinin veya sayıları­nın eşit olmasıyla tahakkuk eder. Burada itibar edilmesi gereken husus, ölçülen malların ölçülerinin, tartılan malların tartılarının eşit olmasıdır.

Malın Ölçülen  veya  Tartılan  Mallardan Olduğuna  Karar Verilmesi


Bir malın ölçülen veya tartılan mallardan olup olmadığına karar ver­mek için Mekke ve Medinelilerin Hz. Peygamber zamanındaki âdetlerine bakılır. Çünkü Hz. Peygamber onların âdetlerini bildiği halde buna müsaade etmiştir. Bu da takrir-i sünnet'tir. Ayrıca Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Miyar (esas) olan tartı Mekke halkının tartışıdır. (Miyar olan) ölçek de
Medine halkının ölçeğidir.[6]

Bu bakımdan Hicaz ehlinin herhangibir husustaki örfü, o mesele hakkında esas kabul edilir. Çünkü Hz. Peygamber o örfü görüp tasdik etmiştir. İnsanların değişik bölgelerdeki örfleri dikkate alınmaz. Ancak Hz. Peygamber zamanında hakkında herhangibir âdet bulunmayan du­rumlarda şu esasa göre karar verilir: Eğer ayva, nar, patlıcan gibi ölçül­mesi halinde aralarında boşluk kalan maddelerden ise, onun tartılan, maddelerden olduğu kabul edilir. Ölçülmesi mümkün olan mallarda ise iki vecih vardır: Biri Hicaz'da o mala en fazla benzeyen madde gibi kabul edilmesi, diğeri o memleketin örf ve âdetine itibar edilmesidir ki bu daha kuvvetli bir görüştür.

Hanefîlerden İmam Ebu Yusuf şöyle der: 'Bir malın ölçü veya tartı ile satılacağına, halkın örf ve âdetine bakılarak karar verilir. Halk bir malı ölçü ile satıyorsa esas olan ölçüdür, tartı ile satıyorsa esas olan tartıdır. Buradaki örf her memleketin kendi örfüdür. Hadîslerde, muamelelerin örf üzerine cereyan etmesinin söylenmesi, o günkü  insanların o örfe göre davranmaları sebebiyledir. Eğer örf onun hilafına cereyan etseydi, nass da ona göre varid olacaktı'.

Müteahhir Hanefî âlimlerinden bazıları Ebu Yusufun bu görüşüyle amel etmeyi tercih etmişlerdir. Bu görüş halk için daha kolay ve maslahata daha uygundur. Aksi takdirde birçok memleketteki halkın mu­amelelerinin fasid ve bâtıl, halkın da asi ve fastk.olduğuna hükmetmek gerekecektir. Bu yüzden biz Ebu YusuPun bu görüşüyle amel etmekte herhangibir sakınca görmüyoruz. Allah hakikati daha iyi bilir.

Değiş-Tokuş  Edilen  Mallarda  Denkliğin  Ne  Zaman  Arana­cağı

 
A.  Değiştirilen mal ribalı mallardansa, ölçü ve tartıda değişiyorsa, yaşı ve kurusu varsa, kuru halindeki denkliğine itibar edilir. Bu bakımdan kurumadıkça bir dane, bir dane ile değiştirilemez. Denkliğin tam gerçek­leşmesi için kabuklarının temizlenmesi de gerekir. Yaş hurma yaş hurma ile değiştirilemediği gibi, yaş hurma kuru hurma ile de değiştirilemez. Yaş üzüm  yaş  üzümle,  yaş  üzüm  kuru  üzümle  değiştirilemez.   Çünkü bunlarda denklik, ancak kuruduktan sonra tahakkuk eder. Meyvelerin de yaşı kurusu ile değiştirilemez.

Sa'd b. Ebî Vakkas şöyle demiştir: "Rasûlullah'tan işittim; yaş hurma mukabilinde kuru hurma satın almanın hükmü kendisine sorulduğunda, etrafındakilere 'Yaş hurma, kuruduğu zaman eksilir mi?' diye sordu. Onlar da 'Evet' deyince, bunu menetti".[7]

B.  Salatalık, kurusu olmayan üzüm, kurusu olmayan hurma, zeytin gibi yiyecekler yaş olsalar bile denk olmaları yeterlidir.

Bu mallar ölçekle satılan mallar olsa bile tartı ile de satılabilirler.

C.  Un, bulgur, nişasta ve benzeri maddelerde denkliğin sağlanması yeterli değildir.

Bu bakımdan bunlar cinsinden olan misilleriyle ve asıllarıyla değiştirilemezler. Çünkü bunlarda denklik sağlanması mümkün değildir, zira bunların yumuşaklık ve sertlikleri değişiktir. Ayrıca bunlar ölçek ile satılan mallardandır ve bunların ölçekte bıraktığı boşluk da farklı farklıdır. Ancak bunlar aynı cinsten olmayan maddelerle değiş-tokuş yapılırsa, meselâ buğday unu arpa unuyla aynı miktarda veya farklı miktarlarda değiştirilirse akid sahih olur. Çünkü cinsleri değişiktir. Fakat her iki mal da peşin olarak teslim edilmek şartıyla sahih olur.

D.  Susam gibi yağı çıkan maddelerin hem asıllarında, hem de yağla­rında denklik itibara alınır.

Ancak susam ile susam yağı değiş-tokuş edi­lemez, çünkü burada denklik tahakkuk etmez.

E.  Üzümlerde denklik, kuru olduğu zaman tahakkuk eder.


Hurma da üzüm gibidir. Bunların sirke ve şıralarında da denklik ta­hakkuk eder.

F. Katıksız sütte denklik tahakkuk eder.
Üzerindeki köpük durulduktan sonra sütle süt değiş-tokuş edilebilir. Yoğurt hem yoğurtla, hem de sütle misli misline değiştirilebilir. Güneşle veya ateşle tasfiye edilen yağda da denklik tahakkuk eder. Ancak peynir, çökelek veya kaymak olan sütte denklik tahakkuk etmez, çünkü peynire maya, çökeleğe tuz, kaymağa yağlı süt katılmaktadır. Bu bakımdan süt sütten yapılan maddelerle değiş-tokuş edilemeyeceği gibi, kaymak ile yağ, peynir ile çökelek de değiştirilemez.

Denkliğe Mâni  Olan Hususlar

Ayrı cinslerden olan iki şey arasındaki denkliğe mâni olan hususlar:

a.  Ateşin tesir etmesi


Ateşin tesir ettiği -pişirilen et, kaynatılan süt, haşlanan nohut gibi-maddeler, kendi cinsleriyle de misli misline değiştirilemez. Çünkü ateşin tesiri sınırsızdır. Bu bakımdan burada denklik tahakkuk etmez. Ancak ateşin, ayırmak üzere tesir etmesi denkliğe mani olmaz. Meselâ ateşin tesir edip balı balmumundan, yağı sütten, altın ve gümüşü posasından ayırması bu maddelerde denkliğin tahukkuk etmesine mâni değildir.

b.  Karışım

Ribalı bir mal, cinsinden olmayan başka bir mal ile karışırsa, o mal ister ribalı olsun, ister olmasın, artık o malda denklik tahakkuk etmez. Çünkü  karışan  malın  miktarının  ne  kadar   olduğu  bilinmemektedir. Dolayısıyla karışan mal, aynı cinsten olan başka birşeyle değiştirilemez. İşte bu nedenle peynirde, çökelekte denklik itibara alınmamıştır.

Değiş-Tokuş  Edilen  Mallardaki  Denklik Zan ve Tahmine Dayalı  Değil,  Kesin  Olmalıdır.


Aralarında riba cereyan eden iki,malın değiş-tokuşunun sahih ol­ması için ölçü veya tartılarının eşit olması gerektiğini söylemiştik. Bu eşit­lik zan ve tahmine dayalı değil, kesin olmalıdır; yani her iki mal da akid' den önce ölçülmeli veya tartılmahdır. Meselâ Zeyd bir yığın buğday vere­rek Amr'dan bir yığın buğday alırsa veya 100 sa' buğday verip bir yığın buğday alırsa, bunu da ölçü ve tartı ile değil de tahmin üzere yaparsa, bu alışveriş sahih olmaz. Çünkü iki mal arasında fazlalık ihtimali vardır. Aynı cins olan malların değiş-tokuşunun sahih olması için aralarında fazlalık ihtimalinin olmaması gerekir.

Cabir b. Abduliah'dan şöyle rivayet edilmiştir: 'Rasûlullah (s.a), kile miktarı bilinmeyen hurma kümesini, kile miktarı tesmiye (tayin) edilmiş hurmaya mukabil satmayı nehyetti'.[8]

İbn Mes'ud da şöyle demiştir: 'Bir hususta helâl ve haram hükmü bir araya geldiğinde haram hükmü, helâl hükmüne takdim edilir'. Yani hem harama, hem de helâle muhtemel bir hususta, o şeyin haram olma ihtimali, helâl olma ihtimaline takdim edilir ve men edilir. Bunun sebebi, dinde ihtiyatlı davranmak ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Burada fazla­lığın olmama ihtimali, bir yığını bir diğeriyle değiş-tokuş etmenin helâl olmasını gerektirirse de fazlalık ihtimali, bu işleri yasaklamayı gerektirir ve yasak takdim edilir.

el-Muzâbene  ve'l-Muhakale

Fazlalık ihtimali sözkonusu olarak değiş-tokuş yapılan ribalı malların birine muzâbene, diğerine muhakale denir. Muhakale, başaktaki ekinin, samandan ayrılmış buğday ile değiş-tokuş edilmesidir. Muzâbene ise ağaçta bulunan yaş hurmanın miktarını tahmin ederek kuru hurma ile değiştirmektir. Her iki muamele de şer'an yasaktır, çünkü değiş-tokuş edilen malların eşit olduğu kesin olarak sabit olmamıştır.

İbn Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a) muzâbeneyi yani ağaçta bulunan yaş hurmaları tahmin ederek kuru hurma mukabi­linde satmayı, kuru üzümü yaş üzümle (yine böyle tahminî) ölçekle sat­mayı; başaktaki yaş ekini de tahmin ederek samanından ayrılmış buğday mukabilinde satmayı yasakladı'.[9]

***
[2] Buharî/2068, Müslim/1584, (Ebu Said el-Hudrî'dcn)
[3] Müslim, (Ebu Said cl-Hudrî'dcn).  Bunun bir benzeri de Ubade b. Samit'ten rivayet edilmiştir.
[4] Buharî/2188, Müslim/1594
[5] Buharî/2180, Müslim/1593
[6] Ebu Dâvud/3340, Neseî, Y1I/284, (İbn Ömer'den)
[7] Tirmizî/1225, Ebu Dâvud/3359, Neseî, VII/268, İbn Mâce/2264, İmam Mâlik   Muvatta,ıı/624
[8] Müslim/1530
[9] Müslim/1542,  Buharî/2091

FAYDALI LİNKLER

BİZE ULAŞIN

Her türlü bilgi, istek, görüş ve önerileriniz için aşağıdaki iletişim formununu doldurabilirsiniz.